Gökyüzünde yeşil ve mor ışıklarla dans eden aurora, güneşten gelen parçacıkların atmosferle etkileşimiyle oluşur. Oluşumunu ve nerede görülebileceğini anlatıyoruz.
Kutup bölgelerine yakın ülkelerde gökyüzünü bazen yeşil, kimi zaman mor ve kırmızı tonlarda ışıklarla kaplayan doğa olayına kuzey ışıkları denir. Bilimsel adı aurora borealis’tir; güney yarım kürede görülen karşılığı ise aurora australis olarak bilinir. Bu yazıda kuzey ışıkları nedir ve nasıl oluşur sorularını ele alıyoruz.
Güneş, sürekli olarak yüklü parçacıklar yayar. Buna güneş rüzgârı denir. Bu parçacıklar Dünya’ya ulaştığında manyetik alan tarafından yönlendirilir ve kutup bölgelerine doğru sürüklenir. Manyetosfer adı verilen manyetik kalkan, bu parçacıkların çoğunu saptırır; ancak bir kısmı üst atmosfere girmeyi başarır.
Atmosferdeki oksijen ve azot atomlarıyla çarpışan parçacıklar enerji kazanır ve bu enerjiyi ışık olarak geri verir. İşte gökyüzünde gördüğümüz bu ışıklı perde bu şekilde ortaya çıkar.

Aurora, manyetik kutba yakın bölgelerde çok daha sık görülür. İzlanda, Norveç, İsveç, Finlandiya, Kanada ve Alaska gibi ülkelerde sonbahar-kış aylarında gözlem şansı yüksektir. Güneş aktivitesinin arttığı dönemlerde ışıklar daha güneydeki enlemlere kadar inebilir.
Gözlem için şu koşullar idealdir:

Aurora fotoğrafı çekmek için uzun pozlama esastır. Tripod kullanmak, geniş diyafram açıklığı ve yüksek ISO ayarlarıyla denemeler yapmak gerekir. Manzara kadrajında bir ağaç, göl veya dağ silueti bulundurmak, kompozisyonu güçlendirir. Soğuk koşullarda yedek batarya bulundurmak ihmal edilmemelidir.
Kuzey ışıkları, yüzyıllar boyunca pek çok kültürde efsanelere konu olmuştur. Bazı topluluklar bunu ruhların dansı olarak yorumlamış, bazıları ise savaş veya haberci bir işaret saymıştır. Bugün ise aurora, bilimsel açıklamasının yanı sıra fotoğrafçılar ve gezginler için eşsiz bir seyir deneyimi olarak görülüyor.
Aurora gözlemcileri, jeomanyetik aktiviteyi gösteren indeksleri düzenli takip eder. Bu indeksler arttığında ışıkların daha güneyde görülme olasılığı yükselir. Gözlem öncesi hava durumu, bulutluluk ve ay evresi birlikte değerlendirilmelidir. Gözlem yapacağınız bölgede ışık kirliliği haritalarını incelemek de şansı artırır.
Çok güçlü jeomanyetik fırtınalarda nadiren kuzey enlemlerimizden zayıf ışımalar kaydedilmiştir; ancak düzenli gözlem için kutba yakın bölgeler gerekir.
Aurora ışıması kendi başına zararlı değildir; ancak eşlik edebilen jeomanyetik fırtınalar uydu ve elektrik şebekelerini etkileyebilir.
Kuzey ışıkları, güneş ile Dünya’nın manyetik alanı arasındaki ilişkinin gökyüzüne yansıyan görüntüsüdür. Doğru zaman ve doğru konum seçildiğinde, bu doğa olayı hayat boyu hatırlanacak bir deneyim sunar.